İran Savaşı ABD'nin Ukrayna Barış Anlaşmasına Odaklanmasını Zayıflatıyor
Pentagon'un Orta Doğu'daki İran savaşı nedeniyle onbinlerce asker konuşlandırması, Ukrayna'da barış anlaşmasının güvence altına alınması konusunda Trump yönetiminin ne kadar karışabileceği sorusunu gündeme getirmiştir.
Savaş, Patriot füze savunma sistemleri başta olmak üzere kritik silah stoklarını tüketmiştir. Bu mühimmatlar uzun yıllar boyunca ABD, NATO ülkeleri ve Ukrayna gibi müttefiklerinin hava savunmasında kullanılmaktadır. Kyiv, ihtiyaç duyduğu savunma sistemlerinin yeni bir savaşta harcanmasını izlerken, barış sürecine esas teşkil etmesi beklenen uzun vadeli ABD asker konuşlandırma planları giderek daha az olası hale gelmiştir.
Trump yönetimi, Kyiv yetkililerinden mesafeyi korurken Rusya'nın savaş hedeflerine sempati göstererek, bu konuda başlangıçtaki önerilerinden geri adım atmıştır. 28 Şubat'ta Orta Doğu'da gerginliğin artmasıyla başlayan ABD arabulucuğunda Kyiv-Moskova arasındaki barış görüşmeleri neredeyse durmuştur. Washington'un dikkatini, dört yıllık tam ölçekli işgali sonlandırmaktan, İran'da belirsiz bir zafer sağlamaya kaydırmıştır.
Strategik Araştırmalar Merkezi'nin değerlendirmesine göre Ukrayna, minimum "tripwire" varlığı için en az 10.000-25.000 kişilik çok uluslu bir barış gücüne, gerçek bir savunma derinliği için ise 100.000'den fazla asker ve 100'den fazla ulusal tugaya ihtiyaç duymaktadır. Royal United Services Institute'den Ed Arnold, bu sayının arttırılabileceğini belirtmiş, herhangi bir anda sadece üçte birinin cephe hattında hazır bulunduğunu açıklamıştır. Buna göre 25.000 asker sağlamak için aslında 75.000 asker gereklidir.
Birleşik Krallık ve Fransa, 6 Ocak'ta Paris'te imzalanan niyetname kapsamında, barış anlaşması ve ateşkes gerçekleşmesi halinde toplamda 10.000 asker (her biri 5.000) göndermeye hazır olduklarını bildirmişlerdir. Bu rakam, 1.200 kilometrelik cephe hattında 3.000'i aşkın yabancı askerle çalışmayı gerektirmektedir.
Bosna'da 1990'larda NATO 60.000 asker konuşlandırmış, Kosova'ya ise 50.000 asker görevlendirilmiştir. Barış anlaşmasında ABD'nin merkezi rol oynaması beklenirken, Avrupa devletleri de bu sürece katkı verebileceğini belirtmiştir.